2 Eylül 2015 Çarşamba

Bu coğrafyada çok acı çektik, çok ağladık, çok öldük.. Ama çok az yaşayabildik. Ölüm her seferinde biraz daha erken geldi ve her seferinde daha çok öldük.

Savaşlarının katlettiği tüm çocuklar için;

Ölümü zılgıtlarla karşılayacak kadar mı büyüdün çocuk?
Halaya duruken herkes sen ölüme duracak kadar mı cesurdun?
Bunca zaman bu minik bedenin mi mesken oldu o kocaman yüreğine?

Sana ölmek değil yaşamak yakışırdı be çocuk.
Ve kim bilir ne çok yakışırdı saçlarına aklar.

31 Ağustos 2015 Pazartesi

suskunluğun sınırıdır çığlıklar


Çok uzun bir süredir yazmıyorum, yazamıyorum. Bir çok defa kalemi elime aldım ve her seferinde aynı şey oldu. Başarısız bir kaç cümle karalamaktan başka hiç birşey çıkmadı ortaya. Oysa eskiden parmaklarım kalemi kavradığı gibi dökülmeye başlardı kelimeler. Kelimeler yanyana gelip hayallerim,  gerçeklerim olurdu ben olurdu. Koca bir hayat kurardım kelimelerden.
Sonra bir bakmışım kağıtlara kelimelerle kurduğum hayatın dışında bir hayat  daha varmış. Ve bu  hayatta hayallere yer yokmuş yaşayarak öğrendim. Hayal kırıklıkları yaşadıkça ve tam da yolun sonuna gelmişken her seferinde tekrar en başa döndükçe tepkisizleştim hayata karşı yaşadıklarıma karşı. Hiç bir acının üzüntünün ya da mutluğun bir anlamı yoktu artık bende.  Bütün duygular birbirinin aynıydı. Bütün günler birbirinin tekrarıydı. Tek değişen ise takvimlerdi. Günler geçti, aylar geçti hatta yıllar geçti. Ben hayatın acımasızlığı karşısında sustum kabuğuma çekildim. Savaşmak haricinde başka bir yol bulma çabasıydı benimki. Savaşın hüküm sürdüğü bir coğrafyada büyüyen birinin savaşmanın hiç bir türlüsünü sevmemesi gayet doğal değil mi sizce de?
Ben hayallerime beni mutlu kılacak herşeye sırtımı dönüp oyunu kurallarına göre oynamaya çalıştım.  Kendimi gözardı ederek bir şekilde bir yol çizdim kendime. Benim olmayan bir yolda yürürken her adımda kendimden biraz daha uzaklaştım. Herkes gibi benim de sıradan kaygılarım oldu; gelecek kaygısı, para kazanma kaygısı, iş kaygısı... Derken bencilleştim, duyarsızlaştım. Ama bu ben değildim biliyordum. Henüz beni ben yapan gerçek değerlerden uzaklaşmadan dur demeli hayatın akışına ve yeni bir yön vermeli hayata.
 Her insanın hayatta dönüm noktaları vardır. Benim de var.